Make your own free website on Tripod.com
Tiroidin Çalışma Bozukluları:
Tiroidin az çalışması (hipotiroidizm):

Tiroidin yeteri kadar çalışamamasına, yani yeteri kadar hormon üretememesine hipotiroidizm adı verilir. Bu durumda organlar daha az enerjiye sahiptir ve daha az çalışıyordur, diğer bir deyişle metabolizmada çeşitli derecelerde yavaşlama vardır. Bu hastaların en önemli yakınmaları :

İş yapmada isteksizlik
Yorgunluk
Soğuğa karşı dayanıksızlık
Tedaviye dirençli kabızlık
İştahsızlığa karşın kolay kilo alma
Tırnaklarda incelme ve kırılma
Ciltte kuruma
Göz çevresinde elde ve yüzde şişlik (ödem)
Vücut kıllarında azalma
Ter salgısının azalması veya kaybı
Daha ileri devrelerde unutkanlık ve dil büyümesi gibi bulgular tabloya eşlik edebilir. Özellikle yaşlı hastalarda tablonun ilerlemesi koma ile sonuçlanabilir.

Tiroidin az çalışmasına neden olan durumlar nelerdir?

Hipotiroidizme neden olabilen birçok hastalık vardır. Bunların hemen hepsi tiroid hormon yapımında azalmaya neden olmaktadır. Çok küçük bir grupta hormon düzeyi normal olmasına karşın hormonların dokular tarafından kullanılmasında sorun vardır. Bu grupta genetik bozukluk söz konusudur. Ayrıca sık olmamakla beraber daha önce isimleri verilen ve beyinde bulunan hipofiz ve hipotalamus adlı bölgelerin hastalıkları da hipotiroidizme neden olabilir. Burada sadece tiroide ait olan ve en sık görülen hastalıklar verilecektir.

Özellikle yaşli hastalarda az çalişmanin en önemli nedenlerinden biri, vücudun savunma sistemlerinin tiroidi harap etmesine bağlı gelişen hipotiroidizm olup Hashimoto hastalığı adını alır. Vücutta bu şekilde ortaya çıkan hastalıklara genel olarak otoimmün hastalıklar dendiğini hatırlatmakta yarar vardır.
Daha sonra da değinileceği gibi tiroidin iltihabi hastalıklarının son devresinde ortaya çıkabilir.
Bir diğer önemli bir neden ise daha önce de değinildiği gibi iyot eksikliği sonucu ortaya çıkan az çalışmadır.
Bazen bebekler tiroitsiz doğarlar. Bunlarda şiddetli tiroit yetersizliği ortaya çıkar.
Ayrıca tiroit ameliyatından sonra çıkarılan tiroit doku miktarına bağlı olarak gelişebilir. Bu durum özellikle ameliyattan sonra muntazam kontrollere gitmeyen hastalarda sinsice ortaya çıkabilir. Herhangi bir nedenle radyoaktif iyot tedavisi almış hastaların çoğunda hipotiroidizm ortaya çıkabilir.
Daha önce değinilen ve tiroidin çalışmasını bozabilen yiyeceklerin aşırı tüketilmesi tiroidin az çalışmasına ve guatra neden olabilmektedir.
Ender olarak bazı ilaçların sürekli kullanılması da hastalıkla sonuçlanabilir. Bunlar içinde en iyi bilineni psikiyatrik hastalarda kullanılan lityum adlı maddedir.

Az Çalışan Tiroidin (Hipotiridi Tedavisi:

Neden ne olursa olsun az çalışan tiroit tanısı konan hastalarda guatr olsun olmasın verilmesi gereken ilaç sentetik yolla elde edilmiş tiroit hormon tabletleridir. Alınması kolaydır ve günde bir kez alınması yeterlidir. Bu ilacın bazen ömür boyu alınması gerekebilir. Özellikle yaşlı hastaların ilaca karşı duyarlı olabilmesi ve menapozdan sonra ilacın az da olsa kemik eritici etkisi dışında yan etkisi hemen hemen yoktur. Bu özellikler göz önüne alındığında gerek ilaç dozunun uygun bir şekilde ayarlanması gerekse yan etkilerden kaçınılması için düzenli kontrollere gidilmesi şarttır. Bu tedavi ile az çalışın guatrda görülen yakınmaların tamamı kaybolabilmektedir. Ayrıca guatrı olan hastalarda guatr küçülebilmekte ya da en azından daha da büyümemektedir.



Tiroidin fazla çalışması (hipertiroidizm; tirotoksikoz ya da zehirli guatr):

Eğer tiroit fazla çalışıyorsa, diğer bir deyişle T3 ve T4 hormonlarını çok miktarda üretip kana salıyorsa hipertiroidizm ( toksik guatr ya da zehirli guatr ) adı verilen diğer önemli bir çalışma bozukluğu ortaya çıkar. En önemli bulguları;

Ellerde titreme
Sinirlilik
Huzursuzluk
Sıcağa dayanıksızlık
Çarpıntı
Kas zayıflığı ve çabuk yorulma
Artmış barsak hareketleri ve bazen ishal
Diyet yapmaksızın kilo kaybetme
Saç dökülmesi
Deride incelme ve tırnakta kırılmadır
Özellikle yaşli hastalarda, standart tedaviye dirençli kalp yetmezligi gelişebilir.

Hipertiroidizme yol açan durumlar nelerdir?

Tiroidin fazla çalışması, vücudun bağışıklık sistemindeki bir sapmaya bağlı olarak tiroidin aşırı uyarılması sonucu ortaya çıkmışsa Graves ya da Basedow hastalığı adını alır ve tiroit genellikle düzgün büyümüştür. Bu da otoimmün bir hastalıktır. Bu hastalarda yukarda sayılan belirtilere ilaveten ciddi göz bulguları saptanır.Bunlar:

Göz kürelerinin öne doğru fırlaması
Gözde ağrı ve kızarıklık , göz kapağında şişme
Göz kapakları arasında açıklık kalmasıdır. Bu hastalığın çok şiddetli olması ve erken tedavi edilmemesi durumunda körlük bile gelişebilir.
Yine tiroitte varolan bir nodülün kendi kendine, diğer bir deyişle vücudun denetim mekanizmalarından kaçarak fazla çalışması sonucu toksik nodüler guatr adı verilen durum ortaya çıkabilir. Bazen bunun nedeni özellikle yaşlı hastalarda fazla iyot alınması olabilir
Çok ender olarak beyindeki hipofiz bezinden fazla TSH salınmasına yol açan hastalıklar da tiroidin fazla çalışmasına neden olabilir. Çünkü TSH, hem tiroidi büyütebilen hem de tiroit hormonlarının yapımını sağlayan bir hormondur. Dolayısıyla TSH artınca tiroit hormonlarının yapımı da artacaktır.
Bunların dışında amiodaron adlı kalp ilacını kullananlarda, tiroidin iltihabi hastalıklarının erken devresinde tiroidin fazla çalışmasına benzer bir durum ortaya çıkabilmektedir.

Tiroit çok kısa bir zaman diliminde örneğin bir gecede gözle görülebilir bir şekilde büyüyebilir mi?

İki ayrı hastalık için geçerli olabilir. Bunlardan ilki tiroitte var olan bir nodülün içine kanama olmasıdır. Nodül daha önceden bilinen bir nodül olmayabilir. İkinci durum daha ziyade gribal bir enfeksiyonu takip eden dönemde ortaya çıkabilir. Tiroit tek veya iki taraflı şişmiştir. Subakut tiroidit denilen bu hastalıkta veya nodül içine kanamada en önemli yakınma boyunda ve tiroit bölgesinde hissedilen ve çoğu zaman şiddetli olan ağrıdır. Bu gibi durumlarda hekime başvurulmalıdır. Çünkü tanıları kolay konur ve tedavileri fazla karmaşık değildir.

Fazla Çalışan Tiroidin Tedavisi

Bu hastalarda esas olarak üç ayrı tedavi seçeneği vardır. Ancak aynı hastada bir veya ikisi beraber veya birbirini takip eden zaman içinde kullanılabilir. Bunlar:
Anti tiroit adı verilen ilaç tedavisi: Bu ilaçlar tiroitte hormon yapılmasını önlemektedir.
Radyoaktif iyot tedavisi: Bu yöntemde, radyoaktif iyodun yaydığı radyasyonla tiroit hücrelerinin tahrip edilmesi ve sonuçta hormon üretmemesi amaçlanmaktadır.
Cerrahi tedavi: Bu yöntemde ise tiroidin büyük bir bölümü veya tamamı çıkarılır. Böylece hormon yapan hücre sayısı azaltılır veya tamamen ortadan kaldırılır.

Daha önce de değinildiği gibi tiroidin fazla çalışmasına neden olan iki ana grup hastalık vardır.

Bunlardan ilki Graves hastalığıdır: Bu hastalarda tiroit genellikle düzgün bir şekilde büyümüştür. Ayrıca değişik derecelerde göz sorunları da vardır. Dolayısıyla bu hastaların göz bölümü ile beraber izlenmesinde yarar vardır. Bu grup,en çok sıkıntı yaratan hastalık grubunu oluşturur. Tedavinin şekli hastanın yaşına, tiroidin büyüklüğüne, büyüme şekline ve nedenine göre değişiklik arz eder. Şimdi graves hastalığında uygulanabilecek tedavi seçeneklerine değinelim.

İlaç tedavisi: Tiroit hormon yapımını yavaşlatarak ve kesintiye uğratarak kana daha az tiroit hormonu geçmesini sağlayan ve hastalığı kontrol eden ilaçlara antitiroit ilaçlar adı verilmektedir. Biraz önce değinilen kriterler göz önüne alınarak hastaya verilecek ilacın dozu ayarlanır ve hastalık düzeldikten sonra uzunca bir süre (ortalama 1-1,5 yıl) ilaca devam edilir. Burada hastaların dikkat etmesi gereken konu; yakınmaları düzelse bile tedavi eden hekimin bilgisi olmadan ilaçları hiçbir şekilde kesmemeleri gerektiğidir. Tedavi bittikten sonra hastalığın tekrarlama şansı diğer tedavi seçeneklerine göre oldukça yüksektir. Çok sık kontrol gerektiren bu yöntemde ilaçların bazı yan etkileri olabilir. En önemli yan etkisi çok sık görülmemekle beraber kanda lökosit sayısının düşmesidir. Lökosit sayısı çok düşerse en küçük bir enfeksiyon bile büyük sorunlara yol açabilir. Ancak muntazam kontrollerine giden bir hastada bu yan etkiler çoğu zaman büyük sorun yaratmadan fark edilebilmekte ve önlenebilmektedir. İlaçla kontrol edilemeyen ya da ilaç kesildikten sonra hastalığı tekrarlayan bireylerde diğer iki tedavi yönteminden birinin seçilmesi genel kabul görür. 20 yaşının altındaki genç hastalarla gebelerde cerrahi tedavi en uygun seçenek gibi görülmektedir. Diğer hastalar ise radyoaktif iyot tedavisine adaydır. Ancak guatrı çok büyük olanlarda ve Graves hastalığı olmasına karşın nodülü de olan hastalarda yine cerrahi tedavi göz önüne alınmalıdır. Diğer yandan ileri derecede göz sorunları olan hastalarda ilaç tedavisi ile hastalık kontrol edilememiş ya da tekrarlamışsa, cerrahi tedavinin ön planda düşünülmesi daha çok kabul görmektedir. Çünkü bu hastalara radyoaktif iyot verilmesi ile göz bulgularının daha da artabileceği belirtilmektedir.

Radyoaktif iyot: Hormon üreten tiroit hücrelerini tahrip eden bir yöntemdir. Verilen madde sadece tiroitte toplandığından vücudun diğer kısımlarında her hangi bir kötü etkisi saptanmamıştır. Özellikle Çernobil nükleer kazasından sonra radyasyonun kanser arttırıcı etkisinin tekrar gündeme gelmesi bu tedavi teklif edilen hastalarda endişe yaratmaktadır. Ancak şu ana kadar ki deneyimlere göre;bu hastalıkta kullanılan radyoaktif iyot miktarının verdiği radyasyonun herhangi bir soruna yol açmadığı bilinmektedir. Dolayısıyla bu tedavi yöntemi teklif edilen hastaların gereksiz kuşkuya kapılmamaları önerilir. Ancak bu tedavi gebelerde,süt veren annelerde ve çocuklarda kullanılmamaktadır.

Cerrahi tedavi: Tiroidin bir bölümünün çıkarılması ile geride hormon yapabilecek tiroit hücre sayısının azaltılması veya ortadan kaldırılması amaçlanır. Son zamanlarda bu hastalık için yapılan ameliyatlarda geride çok az tiroit dokusu bırakılması ya da hiç bırakılmaması diğer bir deyişle tiroidin tamamının çıkarılması önerilmektedir. Biz de bu yöntemi benimsemekteyiz. Aksi halde hastalığın tekrarlama riski %10’lara kadar çıkabilmektedir. Diğer yandan geniş bir cerrahi yapıldığında potansiyel olarak cerrahiye bağlı sorunların ortaya çıkması riski de artar. Değinilen bu sorunların olmamasında esas görev cerraha düşmektedir. Cerrah,hastalığın tekrarlamasını önleyecek yöntemi seçecek bilgiye sahip olmalıdır. Ayrıca cerrah, seçtiği yönteme bağlı olarak ameliyat sırasında ve sonrasında ortaya çıkması muhtemel sorunları önleyebilecek deneyime sahip olmalıdır. Bu sorunlara daha sonra değinilecektir.

Tiroidin fazla çalışmasına neden olan ikinci grup, toksik nodüler guatr adı verilen hastalık grubudur: Daha önce de değinildiği gibi bu hastaların tiroidinde var olan nodül veya nodüller, vücudun kontrol mekanizmalarından kaçarak bağımsız olarak fazla çalışmakta ve aşırı miktarda hormonu üretmektedir. Bu hastalarda birincil tedavi cerrahi tedavidir. Çünkü bu grup hastalarda ilaç tedavisinden sonra hastalığın tekrarlama riski fazladır. Benzer şekilde hastalığın kontrolü için çoğu zaman fazla miktarda radyoaktif iyot kullanılması gerekebilmektedir. Ancak yaşlı, ameliyatı kaldıramayacak hastalarda ve ameliyattan korkan hastalarda ilaç ya da radyoaktif iyot tedavisi uygulanabilir.

Her iki grupta da ortak yan, cerrahi tedaviden önce hastaların tiroitlerinin normal çalışır hale getirilmesi (ötiroit durum) zorunluluğu vardır. Bunun için uygun miktar ve süre ile yukarda değinilen ilaç tedavisi uygulanmalıdır.

Bu yapılmazsa ameliyat sırasında veya hemen sonrasında tiroit krizi ortaya çıkabilir. Bu durumun tedavisi zordur ve hastalar kaybedilebilir.

Radyoaktif iyot tedavisi ve cerrahi tedavi tiroidi ortadan kaldırmaya yönelik olduğuna göre bu hastalarda tedaviden sonra tiroidin az çalışması sorunu ortaya çıkar mı? Çıkarsa önemli midir?

Gerek radyoaktif iyot gerekse cerrahi tedaviden sonra tiroit yetersiz çalışacağı için, hastalarda bu kez az çalışmayla ilgili bulgular ortaya çıkabilir. Ancak bu fazla önemli değildir ve tedavisi kolaydır. Bu durumla ilgili bilgi takip eden paragrafta verilecektir. Tüm yöntemlerde olduğu gibi hastanın istenen zamanlarda kontrole gitmesi sorunun tam olarak giderilmesini sağlar.



Tiroidin İltihabi Hastalıkları (Tiroidit):

Genelde tiroidin iltihabi hastalıklarına verilen isim olarak kabul edilebilir.İltihap mikropların tiroide ulaşması sonucu ortaya çıkabilir. Son derece az görülen bu durumda tiroide uyan bölgede şişlik, ağrı, kızarıklık vardır ve hastalarda ateş yükselmesi gibi genel belirtilere yol açar. Çoğunlukla tanısı kolay konur ve tedavide fazla zorluk yaşanmaz. Diğer bir tiroidit şekli biraz önce değinilen subakut tiroidittir. Bunun ağrılı , ağrısız ve doğum sonu devrede annede gelişen 3 ayrı tipi vardır. Ağrılı tiroiditin nedeni tam olara bilinmemekle beraber gribal bir enfeksiyon sonucu ortaya çıkabildiği ileri sürülmektedir. Aniden tiroitte büyüme ve boyunda ağrı ile kendini gösterir. Sıklıkla devreler halinde seyreder. Önce hastada tiroidin fazla çalışmasına ait bulgular vardır. Daha sonra iltihabi durumun gerilemeye başlamasıyla tiroit az çalışır hale gelebilir. Son devrede ise tiroidin kendi kendini onarması sonucu normal fonksiyon kazanır. Her hastada bu evrelerin aynı sırada seyretmesi beklenmez ve çok az bir hasta grubunda tiroit az çalışan tiroit olarak ( hipotiroidizm ) kalabilir. Doğum sonrası annede görülen tipte ( postpartum tiroidit ) vücudun kendine karşı yarattığı bağışıklığın ( otoimmünite ) devreye girmesi sorumludur. Ağrısız tiroiditte de buna benzer mekanizmanın sorumlu olduğu kabul edilir. Bu iki grubun seyri ağrılı tiroidite benzer. Dikkatli bir öykü alınması ve iyi bir muayene ile tanı konması çoğu kez kolaydır ve tanı bazı laboratuar incelemeleriyle desteklenir.

Ağrılı subakut tiroidit ne ile karışır?

Biraz önce de değinildiği gibi tiroitte varolan bir nodülün içine kanama olduğunda benzer bulgular ortaya çıkar ancak kanama ile tiroiditin ayrımı çoğu zaman kolaydır.


hastalıklar